yoq bi blog

blog'a geri dön

44 yorum var - 03 Haziran 2008 12:39

(...)
"Wenn wir bedenken, dass wir alle verrückt sind, ist das Leben erklaert...
(Hepimizin deli olduğunu düşünürsek, hayat açıklanmış olur)"

...
Önsöz:
hanım tarafından yazılmış olan ve başlıklı blog yazıları ile ilgili olarak bir şeyler karalama gereği duydum. Aslında yazının gövdesi Aybune hanıma aittir. Ben ise yazıyı sadece bir miktar eklemeler yaparak, farklı bir forma büründürdüm…

Bu kısım sadece Hanım için;
Wenn du soweit bist, niemand kann dir weh tun.
Und ich dachte mal dass du soweit warst, als du sagtests, ...
War das ein Irrtum?
...
(Aşağıdaki yazının büyük bir bölümü (duygusuz yalnızlıklar) başlıklı blog yazısının Almanca orijinalinden Türkçeye çevrilmiştir.)
Biri, yazının "meali nerede?", diye sormuş.
Uyduysa budur
Uysa da koydum, uymasa da...
...
Sadece biraz sevgi istiyorum.
Epey bir süre yeterdi bu bana,
sevgi, sadece birazcık sevgi...
Şu an gereksinim duyduğum tek şey bu.
Oysa insan,
uğrunda hayatımı dahi feda edebileceğim insan,
onun için akla gelebilecek her şeyi yapabileceğim insan,
bilemedi değerini...
Bir insan için yapılabilecek her şeyi yaptım,
ben sadece sevmedim,
ben adeta taptım
ancak yetmedi, elveda vakti geldi,
üstelik bunun suçlusu da ben sayıldım...
Evet, ben suçluydum,
ben her zaman suçluydum
ve acı veriyordu bu durum.
Ama şimdi soyundum,
arındım tüm duygularımdan,
anamdan bir daha doğdum,
artık çırılçıplağım...
Ve şimdi bu çıplaklığımla ben,
bana acı veren duyguların,
artık sadece üzerine sıçıyorum,
her şey olsun diye bombok...
duygu yoksa zaten acı da yok...
Ne bir şeyi sikleyeyim,
ne de "pirsink" takayım,
bir de böyle bakayım
...
ulan artık canımı yakamayacaksın,
artık bunu yapamayacaksın!
Yoksa yanılıyor muyum?
Neredesiniz duygularım,
bana bir yanıt verin!
Lan ben kime soruyorum?

Ve eğer yanılıyorsam,
herşeyin amına koyayım!
Giriş budur,
Gelişme budur,
Sonuç budur...
Gir kudur, geliş kudur!
Kudur ki, sona ersin yalnızlıkların...
...

Ya artık bu kelimeleri duymak istemeyen biri olarak tiksindim. İsyan etmenin daha kolay ve anlaşılır şekilleri varken ne yöne olduğu belirsiz içi boşaltılmış post modernizeyle sotelenmiş oturduğu köşeden sürekli amına koyim diyen yeni bir tür üremiştir. Sıkcıdır.
Eleştirel altında yatan sebepleri dile getirmeye çalışmışsın ama yok bunlar yeni bir canlı türü.

Tatar Ramize  03 Haziran 2008 12:44  

Valla ne deyim ramizem...

elestirel  03 Haziran 2008 12:46  

bir hafta uğramadık ortama,ama göte koyan koyana.bir ay uğramasak ne olurdu bilmem artıkın :D

arabulucu  03 Haziran 2008 12:55  

şu sazına bir ver diyorsun arabulucu kardeş...
Bu irtifada da uçabiliyoruz bak...:/

elestirel  03 Haziran 2008 12:58  

benim abim..
muazzam amiyane bir duruş görüyorum burda...
yapmayınız..sözlü şiddet yerine...sazlı sözlü bir kumkapı meyhanesinde rakı masalarına meze olmak...daha anlamlı ve nisbeten daha tatminkar olmaz mı...ruhu üzmeden..neş'eye selam..kedere iki kelam---''hoşça kal.''

Valerie  03 Haziran 2008 13:25  

:)) yapma şimdi...

elestirel  03 Haziran 2008 13:27  

paylaşımın yeter be abim...:)
arkasında değil misin yazının;)
ve en önemlisi......duygulara tercüman olman yeter...gerisi laf-ı güzaf...bakma sen bana....

Valerie  03 Haziran 2008 13:54  

yazının arkasında olmasam kaleme almazdım, ancak bu "amiyane duruşun" nereden icap ettiğinin de gözardı edilmemesini hatırlatmak istedim..:/

elestirel  03 Haziran 2008 14:00  

nein das war kein irrtum..aber es sollte halt nicht so veroffentlicht werden..deshalb wurde es auf deutsch geschrieben.. der mann;fur den es geschrieben wurde,hat dies schon gelesen. ab jetzt konnen sie alles machen. danke..

aybune  03 Haziran 2008 16:09  

tesekkur ederim bu arada. guzel olmus..

aybune  03 Haziran 2008 16:14  


danke kleines...
...

elestirel  03 Haziran 2008 16:14  

rica ederim, aslında yukarıda da ifade ettiğim gibi yazı senin...

elestirel  03 Haziran 2008 16:16  

oh la la
ben bir Fik çizdim. ona bakanlar tanrısal simge bereket ifadesi, yeniden diriliş, yükseklik, isyan, duruş fln gördüler. bana göre sadece benim organımdı.
nedir bu ya

Tatar Ramize  03 Haziran 2008 16:27  

ah am sen nelere kadirsin, denir ortamlarda buna.

Daniel Kreutznear  03 Haziran 2008 16:34  

Eleştirel o kısmı anladım ben zaten. Dankeleri anlamıom. anlamıcamda .:)

Tatar Ramize  03 Haziran 2008 17:10  

O halde son yorumu sileyim ben.:))
, teşekkür ediyorum demektir Ramizem.
Artık biraz anlamalısın Almancayı...
Ama şunu da unutma, hepimiz çok ama çok genç olduk bir zamanlar, itelemeden bir el uzatmak ve anlatmak gerek...
Anlaştık mı şimdi?

elestirel  03 Haziran 2008 17:16  

Danke ninde ne olduğunu biliorum Eleştirel sen benim demek istediğim kısımları anladın mı benim için konu kapanır. Gerisinde neyi itelediğin neyi çağırdığının beni ilgilendirmeyenler kısmında yer alır.

Tatar Ramize  03 Haziran 2008 17:24  

Bir espri yapmak istediğimizde cümlenin sonuna mutlaka "pPp veya :)))" gibi bir şeyler eklememiz hala gerekli sanırım.
Sana şunu söylüyorum: Herkes her şeyi anladı, anlamayana da başka bir yoldan anlatıldı Ramizem.
Artık sadece sabıra, gayrete ve zamana ihtiyaç var...
Senin ne demek istediğini, daha ilk yorumunun ilk noktasında anladım.
Şimdi bir çay demle de içelim diyorum...

elestirel  03 Haziran 2008 17:33  

şimdi ben yazının başlığını okuduğum an hakketen den esinlenildiğini anlamıştım..esinlenmekten öte eleştirel abimizin farklı yorumlarının kaynağını oluşturan bu tür argümanlar teşkil eden bilogların varlığı daimi olmalıdır..misal ben bugün biraz olsun almancamı geliştirdim..ich gehe nach istanbul vb gibi..şiir hakketen çok içten olmuş..negzel böyle küfürler felan..ama keşke adres de verseydik abi:)

chine kop  03 Haziran 2008 19:12  

selo: bir da sosyomat'tan çıkmaz mı chine kop'um?..
chine kop: Abi burdan bi çıkmaz...

elestirel  03 Haziran 2008 19:21  

uzman götüyle baktıımda şunu gördüm isyan aslında her insanın içinde war kiminde sperm, kiminde his, kiminde söz, kimindeyse de neyse ne aq
bende

dipnot:benim hayattan anladıım budur gerisini ye kudur

susabilite  03 Haziran 2008 22:00  

:)) uzman şeyiyle, yani gözüyle hoş bir yorumdu sayın susabilite...

elestirel  03 Haziran 2008 22:03  

koyan koyuyor, bir türlü koyamadık şu duygulara..

houseofholy  03 Haziran 2008 23:38  

Ay'a sordular:
Neyi isterdin en çok?
Yanıt verdi:
Güneş'in kaybolmasını ve ebediyen bulutlarla örtülü kalmasını.
Yine sordular:
Peki ama sen ışığını nereden alacaksın Güneş kaybolursa?
Yanıt verdi:
Işık istediğimi kim söyledi?
...

elestirel  03 Haziran 2008 23:42  

neyimize gerek ışık zati..
güneş olsa da efkarlıyız, olmasa da..

houseofholy  03 Haziran 2008 23:44  

Gölgeye sordular:
Neyi isterdin en çok?
Yanıt verdi:
Nesnenin kaybolmasını ve ebediyyen karanlıklarda gömülü kalmasını.
Yine sordular:
Peki sen nasıl varolacaksın?
Yanıt verdi:
Varolmak tüm acılarımın kaynağıdır...

elestirel  03 Haziran 2008 23:45  

vay anasını
ben amına koyunca beynımı yıyosun
elalem amına koyunca hakkında blog yapıyosun
ne desem bilemedim şimdi
sanırım senin aq

thejojoba  03 Haziran 2008 23:47  


Senin yorumun için takibi tıkladığımda başıma nelerin geleceğini gayet iyi biliyordum.://
Sanırım o son satırda söylediklerini hakettim.
Ben bu şeyi şaaptım ama bir sor bakalım neden şaaptım?

elestirel  03 Haziran 2008 23:50  

neyimize gerek varolmak zaten demiyorum.. diyemem.. varolmadan, varolmanın acısını anlayamazdık..

houseofholy  03 Haziran 2008 23:52  

efkarımızın asıl kaynağı budur işte.
ilacı da delirmek olabilir...

elestirel  04 Haziran 2008 00:00  

neden şeyyaptın söle bakim böbeğim

thejojoba  04 Haziran 2008 00:03  

Hani şu banker kastelli kafasına sıkmış ya jojobam,
bu durum beni çok üzdüğü için isyan ettim.
Onunla daha karpuz kesecektik...://

elestirel  04 Haziran 2008 00:06  

kendi kafasına sıktığı silahı bile kendi parasıyla alamamış adam.
içim cız etti

thejojoba  04 Haziran 2008 02:28  

bazılarının çoktan geçtiği duyguları yaşanılanları bi kısmımız sonrdan yaşayabiliyor..çevirin ve de eklediğin yorumların için benden de bi danke sana.
esinine yorumuna sağlık..

krokus  04 Haziran 2008 02:56  

vazgeçtim. yazmıcam!

sheikhiSenan  04 Haziran 2008 18:41  

cinsel organımızı artık rahat bırakın da ne yaparsanız yapın.

yeter!
edi bese!

mutlukedi  15 Haziran 2008 11:53  

Ve varlık hep ama hep ışığa açılırken yanii evrenin tek geçerli sabiti ışık ve onun hızıyken hep öteki yaratma sevdası, bu dünyanın en büyük yalanı dualite... Oysaki varlık tek..Ve o da ışık :) Karanlık mı?ve bu bir biçim mi?? bunlar sadece verilen isimler, aslı olmayan...Sevgiyle..

stargazer1974  02 Temmuz 2008 11:29  

anuna koyunca yoluna girmez isyan edilen ne varsa :))

Romantic Voyager  01 Eylül 2008 16:08  
bu yazıya puanı basanlar: